Vazife Malullüğü Bilgilendirme Rehberi
Vazife Malüllüğü Rehberi İçerik Havuzu

VAZİFE MALULLÜĞÜ NEDİR?

Vazife malullüğü, kamu görevlilerinin görevlerini yaptıkları sırada veya görevlerinin neden ve etkisiyle bedensel ya da ruhsal olarak malul hale gelmeleri durumunda tanınan özel bir sosyal güvenlik statüsüdür. Bu statü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c ) bendi ile 47. maddesi uyarınca düzenlenir. Temel özelliği, maluliyetin doğrudan görevle bağlantılı olmasıdır. Bu bağlantıya “illiyet bağı” denir ve vazife malullüğünün en önemli şartıdır.

Bu statü, devlet memurları, polis memurları, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli (subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli er/erbaş), diğer kamu kurumlarının kadrolu personeli ile zorunlu askerlik yapan er ve erbaşları kapsar. Özellikle 2008 öncesi göreve başlayanlar için mülga  5434 sayılı Kanun’un bazı hükümleri de uygulanmaya devam eder.

Vazife malullüğü, görev sırasında meydana gelen kaza, saldırı, meslek hastalığı veya görev stresiyle tetiklenen rahatsızlıklar gibi durumlarda ortaya çıkar. Kanunda belirtilen beş temel hal vardır: görev fiilen yapılırken, idarece başka göreve görevlendirilirken, kurum menfaatini korumak amacıyla, idarece sağlanan taşıtla işe gidiş-dönüş sırasında ve işyerinde meydana gelen kazalar. Bunların dışında kalan durumlarda (alkol veya madde kullanımı, emir aykırılığı, intihar teşebbüsü, kişisel menfaat amacı gibi) vazife malullüğü kabul edilmez ve adi malullük hükümleri uygulanır.

Adi malullükten en önemli farkı, illiyet bağının zorunlu olmasıdır. Adi malullükte maluliyetin sebebi aranmazken, vazife malullüğünde maluliyetin kesinlikle görevle bağlantılı olması gerekir. Ayrıca vazife malullüğünde prim günü şartı aranmaz, aylık hesaplama daha avantajlıdır (genellikle 30 yıl hizmet varsayımıyla) ve ek haklar tanınır.

Vazife malullüğü statüsü tanındığında, kişi ve yakınlarına geniş haklar sağlanır. Bunlar arasında prim şartı aranmadan bağlanan yüksek oranlı vazife malullüğü aylığı, maluliyet derecesine göre zamlı ödeme, emekli ikramiyesi, ek ödeme, terör veya asayiş kaynaklı olaylarda nakdi tazminat, kamuda istihdam hakkı (eş, çocuk veya kardeş için), faizsiz konut kredisi, sağlık hizmetlerinde katılım payı muafiyeti, elektrik-su faturası indirimleri, emlak vergisi muafiyeti, ücretsiz seyahat ve çocuklara eğitim-öğretim yardımı yer alır. Harp malullüğü durumunda ise bu haklar daha da genişler.

En sık karşılaşılan örnekler arasında servis aracıyla göreve giderken kaza geçirme, görev sırasında silahlı saldırı, operasyon veya tatbikat sırasında yaralanma, yoğun görev stresi nedeniyle kalp krizi veya psikiyatrik rahatsızlık yaşanması sayılabilir.

Kısaca vazife malullüğü, kamu görevlisinin görevi nedeniyle maruz kaldığı maluliyete karşı devletin sağladığı en kapsamlı koruma ve destek mekanizmasıdır.

Vazife Malullüğünün Hukuki Niteliği ve Adi Malullükten Farkları

Vazife malullüğü, Türk hukukunda özel bir sosyal güvenlik statüsü olarak düzenlenmiştir. Hukuki niteliği itibarıyla hem sosyal sigorta hukuku hem de idare hukuku alanlarının kesişiminde yer alır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 47. maddesi ile tanımlanan bu statü, kamu görevlisinin görev ifası sırasında veya görev nedeniyle uğradığı maluliyeti, devletin kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde karşılamasını öngörür. Bu nitelik, vazife malullüğünü sıradan bir sigorta olayı olmaktan çıkarıp, idarenin personeline karşı objektif sorumluluğunu somutlaştıran bir kurum haline getirir. Temel amacı, kamu hizmetinin ifası sırasında risk altında olan görevlileri korumak ve sosyal devlet ilkesini (Anayasa Md. 61) gerçekleştirmektir.

Vazife malullüğünün en belirgin hukuki özelliği, illiyet bağı (nedensellik ilişkisi) şartıdır. Maluliyetin, görevle doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı olması zorunludur. Bu bağ, olayın görevin fiilen icrası sırasında, idarece verilen emirle başka bir iş sırasında, kurum menfaatini koruma amacıyla, idarece sağlanan taşıtla gidiş-dönüş esnasında veya işyerinde meydana gelen kazadan kaynaklanmasıyla kurulur. Kanun koyucu, “görev” kavramını yalnızca mesai saatleri ve işyeri sınırlarıyla sınırlı tutmamış, görevin etki alanını genişleterek idarenin sorumluluk sahasını genişletmiştir.

Adi malullükten farkı ise oldukça belirgindir. Adi malullük, 5510 sayılı Kanun’un 18. maddesinde düzenlenen genel bir maluliyet halidir ve maluliyetin sebebi aranmaz. Herhangi bir nedenden (kaza, hastalık, yaşlanma vb.) kaynaklansa da maluliyet oranı %60’ın üzerinde ise adi malullük aylığı bağlanabilir. Prim ödeme gün sayısı şartı vardır ve aylık hesaplama daha düşüktür. Vazife malullüğünde ise prim şartı aranmaz, aylık daha avantajlı hesaplanır (genellikle 30 yıl hizmet varsayımıyla), maluliyet derecesine göre zamlı ödenir ve çok sayıda ek hak tanınır.

Vazife malullüğü, adi malullüğe göre nitelikli ve üstün bir statüdür. Adi malullükte ek haklar (nakdi tazminat, kamuda istihdam hakkı, faizsiz konut kredisi, harp malullüğü sınıflandırması) bulunmazken, vazife malullüğünde bu haklar mevcuttur. Ayrıca vazife malullüğü yalnızca belirli bir grubu (4/c kapsamındaki kamu görevlileri) kapsarken, adi malullük tüm sigortalıları kapsar.

VAZİFE MALULLÜĞÜ TÜRLERİ VE KAPSAMI

1. Genel (Standart) Vazife Malullüğü

Bu, en temel ve yaygın vazife malullüğü türüdür. 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi kapsamında değerlendirilir. Görev sırasında meydana gelen herhangi bir kaza, meslek hastalığı veya ani sağlık sorunu sonucunda oluşan maluliyetler bu gruba girer.

  • Örnekler: Servis aracıyla işe giderken trafik kazası, işyerinde düşme, tatbikat sırasında yaralanma, görev stresiyle tetiklenen kalp krizi.
  • Haklar: Vazife malullüğü aylığı (prim şartı aranmaz, avantajlı hesaplama), emekli ikramiyesi, sağlık katılım payı muafiyeti, faizsiz konut kredisi, elektrik-su indirimi, ücretsiz seyahat gibi standart sosyal haklar.
  • Ekstra avantajlar: 2330 veya 3713 sayılı kanun kapsamına girmediği sürece kamuda istihdam hakkı, nakdi tazminat ve harp malullüğü benzeri ek haklar tanınmaz.

2. 2330 Sayılı Kanun Kapsamındaki Vazife Malullüğü

2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamına giren vazife malullükleridir. İç güvenlik, asayiş, kaçakçılıkla mücadele, kamu düzenini koruma gibi görevler sırasında meydana gelen maluliyetler bu gruba dahildir.

  • Örnekler: Kaçakçılık operasyonunda yaralanma, asayiş görevi sırasında silahlı saldırı, toplumsal olaylarda görevliyken yaralanma.
  • Haklar: Genel vazife malullüğü haklarının yanı sıra bir defaya mahsus nakdi tazminat (en yüksek devlet memuru aylığı esas alınarak hesaplanır), kamuda istihdam hakkı (genellikle 1 veya 2 kişiye), ek sosyal yardımlar.

3. 3713 Sayılı Kanun Kapsamındaki Vazife Malullüğü (Terörle Mücadele Kaynaklı)

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun ek maddeleri uyarınca terör eylemi veya terörle mücadele sırasında meydana gelen maluliyetlerdir. Bu kategori, en geniş haklara sahip olan vazife malullüğü türüdür.

  • Örnekler: Terör saldırısı, çatışma, mayın/pusu, güvenlik operasyonu sırasında yaralanma veya malul kalma.
  • Haklar:
    • Nakdi tazminat (2330’a benzer şekilde)
    • Kamuda istihdam hakkı (genellikle 2 kişiye kadar – eş, çocuk veya kardeş)
    • Harp malullüğü benzeri ek zamlar ve sosyal yardımlar
    • Eğitim-öğretim yardımı (çocuklara yıllık ödeme)
    • Özel okul ücretsizliği, KYK önceliği
    • Elektrik-su indirimi oranlarının artırılması
    • Daha yüksek aylık bağlama oranı ve ek tazminat imkanları

4. Harp Malullüğü

Vazife malullüğünün en nitelikli ve üst seviye türüdür. Savaş hali, harp fiilleri, terörle mücadele, iç güvenlik harekâtı gibi olağanüstü durumlarda meydana gelen maluliyetleri kapsar. Hem 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi hem de 2330 ve 3713 sayılı kanunların özel hükümleriyle düzenlenir.

  • Örnekler: Sınır ötesi operasyon, terörle mücadelede yaralanma, harp bölgesinde görev sırasında malul kalma.
  • Haklar:
    • En yüksek aylık bağlama oranı
    • Rütbe terfii hakkı
    • Harp tazminatı ve ek ödemeler
    • Geniş istihdam hakkı (2+ kişiye kadar)
    • Tüm sosyal hakların en üst seviyede uygulanması

Bu çeşitlendirme, olayın niteliğine göre hakların önemli ölçüde değişmesine yol açar. Başvuru aşamasında olayın hangi kanun kapsamına girdiğinin doğru tespit edilmesi, tanınacak hakların kapsamını doğrudan belirler.

Vazife Malullüğü Statüsünün Kapsamı ve Koşulları

1. Kimler Vazife Malulü Sayılır? (Memurlar, TSK Personeli, Polis, Er ve Erbaşlar)

Vazife malullüğü hükümleri, münhasıran 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c ) bendi kapsamında sigortalı olan kamu görevlileri için uygulanır. Bu kategori, devlet memurları, Türk Silahlı Kuvvetleri personeli, Emniyet Genel Müdürlüğü personeli ve diğer kamu kurumlarının kadrolu çalışanlarını kapsar. Vazife malullüğü statüsü, yalnızca bu sigortalılık türüne tabi olan kişilere tanınır; 4/a (işçi) veya 4/b (esnaf) kapsamındaki sigortalılar bu hükümlerden yararlanamaz.

Devlet memurları arasında öğretmenler, hemşireler, idari personel, mühendisler, teknikerler, sağlık çalışanları, belediye personeli ve üniversite idari personeli gibi geniş bir grup yer alır. Bu kişiler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi olarak görev yapmaktadırlar.

Türk Silahlı Kuvvetleri personeli açısından kapsam oldukça geniştir. Subaylar, astsubaylar, uzman jandarmalar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erbaş ve erler, sözleşmeli subaylar ve yedek subaylar vazife malullüğü hükümlerine tabidir. Ayrıca, TSK bünyesindeki sivil memurlar da kapsama girer.

Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı polis memurları, komiser yardımcıları, başkomiserler, emniyet amirleri ve bekçiler de vazife malullüğü statüsünden yararlanır. Jandarma Genel Komutanlığı personeli de TSK personeli kapsamında değerlendirilir.

Zorunlu askerlik hizmetini yerine getiren er ve erbaşlar için özel bir düzenleme mevcuttur. Bunlar, prim ödemeden (primsiz sistem) vazife malullüğü hükümlerinden yararlanabilirler. Bu durum, mülga 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu’nun 56. maddesi ile düzenlenmiştir. Er ve erbaşlar, görevleri sırasında veya görevleri nedeniyle malul hale gelirlerse, 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi ile birlikte 5434 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine göre işlem görürler.

2008 öncesi ve sonrası göreve başlayanlar arasında bazı farklar vardır. 1 Ekim 2008 tarihinden önce göreve başlayan kamu görevlileri, 5510 sayılı Kanun’a rağmen mülga 5434 sayılı Kanun’un 45, 48 ve 56. maddelerinden de yararlanmaya devam ederler. Bu kişiler için derece ve kademe ilerlemesi, ikramiye hesaplaması ve harp malullüğü sınıflandırması gibi hususlar daha avantajlı olabilir. 2008 sonrası göreve başlayanlar ise tamamen 5510 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.

Özetle, vazife malullüğü statüsü yalnızca belirli bir sigortalılık grubuna (4/c) tabi olan kamu görevlilerine özgüdür. Bu kapsam dışında kalan kişiler (özel sektör çalışanları, esnaf, sözleşmeli personel olmayan geçici işçiler vb.) vazife malullüğü hükümlerinden yararlanamazlar.

2. Vazife Malullüğü Doğuran Haller

Vazife malullüğünün kabul edilebilmesi için maluliyet halinin, kanunda sınırlı sayıda sayılan ve görev ile maluliyet arasında illiyet bağı (nedensellik ilişkisi) kuran durumlardan birine girmesi zorunludur. 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesi, bu halleri kapalı ve sınırlı bir şekilde saymıştır. Kanun koyucu, görevin sadece mesai saatleri ve işyeri sınırlarıyla sınırlı olmadığını, görevin “etki alanı”nı genişleterek idarenin sorumluluk sahasını genişletmiştir. Aşağıda beş temel hal detaylı olarak açıklanmıştır:

  1. Vazifelerini yaptıkları sırada: Kamu görevlisinin fiilen görevini icra ettiği anda (mesai içinde, resmi görev sırasında) meydana gelen kaza, saldırı, meslek hastalığı veya ani sağlık sorunu vazife malullüğü doğurur.
    • Örnek: Bir öğretmen ders verirken sınıfta düşerek yaralanması, bir polis memurunun devriye sırasında saldırıya uğraması veya bir askerin nöbet sırasında silahlı çatışmada yaralanması.
  2. Vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri başka işleri yaparken: Görevlinin asli görevi dışında, amiri tarafından yazılı veya sözlü emirle başka bir kamu işi yapmak üzere görevlendirildiği sırada meydana gelen olaylar bu kapsamdadır.
    • Örnek: Bir öğretmenin okul müdürü tarafından başka bir okula geçici görevle gönderilirken yolda kaza geçirmesi veya bir memurun üst amirinin talimatıyla farklı bir kurumda toplantıya giderken yaralanması.
  3. Kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken: Resmi bir görevlendirme emri olmasa bile, görevlinin çalıştığı kurumun menfaatini korumak amacıyla gönüllü olarak yaptığı eylem sırasında meydana gelen maluliyet bu kapsamdadır.
    • Örnek: Bir memurun kurum aracının çalınmasını önlemek için müdahale ederken yaralanması, bir öğretmenin okulda çıkan kavgayı ayırmaya çalışırken yaralanması veya bir polisin tatil gününde bile olsa göreviyle ilgili bir olaya müdahale etmesi.
  4. İdarelerince sağlanan bir taşıtla işe gidiş-dönüş sırasında: 5510 sayılı Kanun ile eklenen bu hüküm, 5434 sayılı Kanun’da bulunmamaktadır. Kurum tarafından tahsis edilen servis aracı, resmi araç veya toplu taşıma aracıyla işe gidiş ve işten dönüş sırasında meydana gelen kazalar vazife malullüğü doğurur.
    • Örnek: Servis aracıyla okula giderken trafik kazası geçiren öğretmenin veya resmi araçla göreve giderken yaralanan polisin durumu.
  5. İşyerinde meydana gelen kazadan doğması: İşyerinde (fabrika, atölye, ofis, karakol, kışla vb.), işin niteliğinden veya çalışma koşullarından kaynaklanan kazalar vazife malullüğü sayılır.
    • Örnek: Bir teknisyenin atölyede makine kazası geçirmesi, bir memurun ofiste düşerek yaralanması veya bir askerin kışlada eğitim sırasında sakatlanması.

Kanun koyucu, “görev anı” tanımını dar tutmamış, görevin hukuki sorumluluk alanını genişleterek idarenin personel güvenliği yükümlülüğünü vurgulamıştır. Özellikle idarece sağlanan taşıtla gidiş-dönüş hükmü, idarenin sadece çalışma ortamı değil, göreve ulaşım sürecindeki güvenliğinden de sorumlu olduğunu gösterir.

Bu beş halden herhangi birinin gerçekleşmesi ve illiyet bağının kurulması halinde vazife malullüğü statüsü tanınır. Aksi takdirde (kişisel nedenler, istisnai haller veya görev dışı olaylar) adi malullük hükümleri uygulanır.

BAŞVURU SÜRECİ

1. İlk Adım: Bildirim Yükümlülüğü ve Başvuru Mercileri

Vazife malullüğü sürecinin başlatılması için doğru merciye başvuru yapılması kritik öneme sahiptir. Başvuru mercii, sigortalının durumuna göre değişiklik göstermektedir:

  • Aktif Çalışanlar: Görevine devam eden kamu görevlileri, başvurularını doğrudan bağlı bulundukları kuruma (örneğin, bir öğretmen Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, bir polis memuru Emniyet Müdürlüğü’ne) yapmalıdır.
  • İşten Ayrılanlar: Herhangi bir nedenle görevinden ayrılmış olanlar ise başvurularını doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı’na yapmalıdır.

Kamu idarelerinin, vazife malullüğüne neden olabilecek bir olayı yetkili kolluk kuvvetlerine “derhal”, SGK’ya ise “en geç on beş iş günü içinde” bildirme yasal yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak idarenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi, sigortalının veya hak sahiplerinin başvuru hakkını engellemez; kişiler bu sürelere bağlı kalmaksızın kendi başvurularını yapabilirler.

2. Başvuru İçin Gerekli Belgeler ve Önemi

Başvurunun olumlu sonuçlanması, büyük ölçüde illiyet bağını ve maluliyet durumunu kanıtlayan belgelerin eksiksiz ve doğru bir şekilde sunulmasına bağlıdır. Her bir belge, sürecin farklı bir parçasını aydınlatır ve SGK’nın kararını şekillendirir. Genel olarak talep edilen temel belgeler ve işlevleri şunlardır:
  • Olay Yeri Tespit Tutanağı, Ayrıntılı Kaza Raporu, Olay Zabıt Varakası: Bu belgeler, olayın nerede, ne zaman ve hangi koşullarda meydana geldiğini resmi olarak kayıt altına alır. İlliyet bağının temelini oluştururlar.
  • Görevli Olduğunu Gösterir Belgeler: Görev emri, görevlendirme yazısı gibi belgeler, olayın meydana geldiği anda sigortalının vazife başında olduğunun en somut kanıtıdır.
  • İdari Tahkikat Raporu: Kurumun olay hakkında yaptığı iç soruşturma raporudur. Bu rapor, kurumun olayı nasıl değerlendirdiğine, personelin kusur durumuna ve illiyet bağına dair ilk resmi görüşü içerdiği için son derece önemlidir.
  • İlk Müdahale Raporları ve Kesin İşlemli Sağlık Kurulu Raporu: Tıbbi belgeler, maluliyetin olayla olan zamansal bağlantısını kurar ve engellilik durumunun derecesini bilimsel olarak ortaya koyar.
  • Nakdi Tazminat Komisyon Kararı (varsa): Olayın terörle mücadele gibi özel kanunlar kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediğine dair önemli bir idari tespittir ve sürecin seyrini değiştirebilir.
Aşağıdaki tablo, farklı olay türlerine göre hangi belgelerin özellikle kritik olduğunu göstererek başvuru sahiplerine pratik bir kontrol listesi sunmaktadır. Tablo 1: Durumlara Göre Gerekli Belgeler
Belge Adı Belgenin Niteliği/Amacı Trafik Kazası Ani Hastalık Terör/Saldırı
Olay Yeri Tespit Tutanağı Olayın oluş şeklini belgeler. Gerekli İlişkili Değil Gerekli
Ayrıntılı Kaza Raporu Teknik detay ve kusur durumu. Gerekli İlişkili Değil Gerekli
Görevlendirme Yazısı Görevli olunduğunu kanıtlar. Gerekli Gerekli Gerekli
İdari Tahkikat Raporu Kurumun ilk değerlendirmesi. Gerekli Gerekli Gerekli
İlk Müdahale Raporu Zaman bağını kurar. Gerekli Gerekli Gerekli
Sağlık Kurulu Raporu Maluliyet oranını belirler. Gerekli Gerekli Gerekli
Nakdi Tazminat Kararı 2330/3713 sayılı kanun kapsamı. İlişkili Değil İlişkili Değil Gerekli

2.3. Yasal Süreler ve Hak Kaybını Önleyici Tedbirler

Vazife malullüğü taleplerinde zamanlama kritik bir faktördür. Mülga 5434 sayılı Kanun, vazife malullüğünün olay tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde bildirilmesi gerektiğini belirtmekteydi. 5510 sayılı Kanun ise bu bildirim yükümlülüğünü 15 iş günü olarak idareye yüklemiştir. Her ne kadar bu süreler doğrudan sigortalının haklarını düşürmese de, olayın üzerinden uzun zaman geçmesi delillerin toplanmasını zorlaştırabilir ve illiyet bağının kurulmasını güçleştirebilir. Bu nedenle, olayın hemen ardından sürecin başlatılması ve gerekli bildirimlerin zamanında yapılması, hak kayıplarını önlemek adına büyük önem taşımaktadır

Tıbbi Değerlendirme Aşaması ve Maluliyet Oranının Tespiti

1. Sağlık Kurulu Raporu: Yetkili Hastaneler ve Rapor İçeriği

Vazife malullüğü sürecinin temelini oluşturan tıbbi değerlendirme, yetkili sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporu ile başlar. Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’ne göre bu raporları düzenlemeye yetkili kurumlar; Sağlık Bakanlığı’na bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri, devlet üniversite hastaneleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı eğitim ve araştırma hastaneleridir. Raporun geçerli sayılabilmesi için hastane adı, sigortalının kimlik bilgileri, raporun tarih ve sayısı gibi zorunlu bilgileri içermesi ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş olması gerekmektedir.

2. Maluliyet Oranının (%60) ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybının Sürece Etkisi

SGK’nın bir kişiyi vazife malulü sayabilmesi için iki temel tıbbi kriterden birinin karşılanması gerekmektedir:

  1. Çalışma Gücünün En Az %40-49, %50-59, %60 ve Üzeri Oranda Kaybedilmesi: 28 Eylül 2021 tarihli ve 31612 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” ile maluliyet dereceleri “hafif (%40-49), orta (%50-59), ağır (%60 ve üzeri)” olarak sınıflandırılmıştır. Eski oran sistemi (ör. 2/3) 5510 sonrası memurlar için geçerliliğini yitirmiştir.
  2. Vazifesini Yapamayacak Şekilde Meslekte Kazanma Gücünü Kaybetmek: Bu kriter, orandan bağımsız olarak, kişinin sahip olduğu sağlık sorunu nedeniyle zaruri olarak kendi mesleğini icra edemez hale gelmesidir.

Bu iki kriter arasındaki ayrım son derece önemlidir. Örneğin, bir cerrahın elinde meydana gelen ve genel çalışma gücü kaybı oranı %60’ın altında olan bir hasar, cerrahlık mesleğini yapmasına engel oluyorsa, bu kişi “meslekte kazanma gücünü kaybettiği” için vazife malulü sayılabilir. Bu durum, maluliyetin sadece soyut bir orana değil, aynı zamanda kişinin mesleki faaliyetlerine olan somut etkisine göre de değerlendirildiğini göstermektedir.

3.3. SGK Sağlık Kurulu'nun İncelemesi ve Karar Verme Süreci

Yetkili hastaneden alınan sağlık kurulu raporu, tek başına vazife malullüğü kararı için yeterli değildir. Bu rapor, başvuru dosyasındaki diğer tüm belgelerle birlikte SGK bünyesinde oluşturulan Sağlık Kurulu’na veya Vazife Malullüğü Tespit Kurulu’na gönderilir. Kurul, nihai kararı verirken sadece rapordaki maluliyet oranına bakmaz; aynı zamanda olayın oluş şekli, idari tahkikat raporu, görev belgeleri gibi delilleri de inceleyerek maluliyet ile görev arasındaki illiyet bağını bir bütün olarak değerlendirir. Dolayısıyla, SGK Sağlık Kurulu’nun kararı, hem tıbbi hem de hukuki bir değerlendirmenin sonucudur.

İLLİYET BAĞI – VAZİFE MALULLÜĞÜNÜN KANITLANMASI

1. Hukuki Kavram Olarak İlliyet Bağı ve İspat Yöntemleri

Vazife malullüğü hukukunun merkezinde “illiyet bağı” (nedensellik bağı) kavramı yer alır. İlliyet bağı, kamu görevlisinin maluliyetine yol açan olay ile ifa ettiği görev arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisinin varlığını ifade eder. Bu bağın varlığı, vazife malullüğü statüsünün kazanılabilmesi için mutlak bir ön koşuldur. İspat için kullanılan temel araçlar; olayın görev sırasında veya görev nedeniyle gerçekleştiğini gösteren resmi tutanaklar, görevlendirme yazıları, idari tahkikat raporları, tanık beyanları ve tıbbi raporlardır.

İlliyet bağının ispatında “ispat yükümlülüğü” dinamik bir karakter gösterir. Yasal düzenlemeler, olayı bildirme ve belgeleme görevini idareye yükleyerek ilk bakışta ispat yükünün idarede olduğu izlenimini yaratır. Ancak uygulamada, SGK bir başvuruyu “illiyet bağı kurulamamıştır” gerekçesiyle reddettiğinde, ispat külfeti fiilen başvuru sahibine dönmektedir. Bu noktada başvuru sahibi, itiraz ve dava aşamalarında bu bağın varlığını somut delillerle kanıtlamak durumunda kalır. Ancak yargı, özellikle askerlik gibi idarenin tam kontrolü altında olan ve delillere ulaşmanın zor olduğu durumlarda, bu fiili durumu hukuken tersine çeviren kararlar vermektedir. Yüksek mahkemeler, bu gibi durumlarda “olayın görevden kaynaklanmadığını” ispat etme yükümlülüğünün idareye ait olduğuna hükmederek, sigortalı lehine bir denge kurmaktadır. Bu durum, illiyet bağı mücadelesinin sadece bir belge toplama faaliyeti olmadığını, aynı zamanda yasal yükümlülükler ile fiili uygulama arasındaki gerilimi yansıtan bir “hukuki argüman ve ispat mücadelesi” olduğunu göstermektedir.

2. Emsal Yargı Kararları Işığında İlliyet Bağının Kurulması

Yargı organları, illiyet bağını değerlendirirken kanunun lafzına sıkı sıkıya bağlı kalmayıp, somut olayın özelliklerine göre genişletici veya daraltıcı yorumlar yapabilmektedir. Bu durumu aydınlatan iki zıt emsal karar, konunun anlaşılması için önemlidir:

  • Genişletici Yorum (Servis Aracı Kazası): Bir kamu görevlisinin, idare tarafından tahsis edilen servis aracıyla işe giderken uğradığı bir saldırı sonucu vefat etmesi olayında Danıştay, olayın fiilen görev başında gerçekleşmemesine rağmen, “idarece sağlanan bir taşıtla işe gidişin görevle bağlantılı olduğu ve görevden ayrı düşünülemeyeceği” sonucuna varmıştır. Bu kararla, ölüm olayının görevden kaynaklandığı kabul edilerek vazife malullüğü hükümleri uygulanmıştır.
  • Daraltıcı Yorum (Öğle Tatili Kazası): Bir polis memurunun öğle tatilinde, kendi özel aracıyla kişisel bir işini hallettikten sonra görev yerine dönerken geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmesi olayında ise Danıştay, olayın “görev başında olmadığı bir sırada” ve “görevin neden ve etkisine bağlı olmaksızın” meydana geldiğine hükmederek illiyet bağının kurulamayacağına karar vermiştir.

Bu kararlar, illiyet bağının ne kadar hassas bir dengeye oturduğunu ve her olayın kendi özel koşulları içinde değerlendirildiğini göstermektedir.

3. Bünyesel Rahatsızlıkların Görev Etkisiyle Ağırlaşması Durumunun Değerlendirilmesi

Sürecin en karmaşık ve ispatı en zor durumlarından biri, kişinin önceden var olan (bünyevi) bir rahatsızlığının, görevin getirdiği ağır stres, zorlu fiziksel koşullar veya görev sırasında yaşanan ani bir olayın etkisiyle tetiklenmesi ya da ağırlaşmasıdır. Bu gibi durumlarda, maluliyetin tek nedeninin görev olmadığı açıktır. Ancak hukuk, görevin rahatsızlığı “tetikleyici” veya “ağırlaştırıcı” bir faktör olması halinde de illiyet bağının kurulabileceğini kabul etmektedir. Örneğin, mevcut bir kalp rahatsızlığı olan bir askerin, ağır bir tatbikat sırasında kalp krizi geçirmesi durumunda, tatbikatın ağır koşullarının krizi tetiklediği tıbbi ve idari delillerle ispatlanırsa, vazife malullüğü hükümleri uygulanabilir.

RET KARARLARI VE HUKUKİ HAK ARAMA YOLLARI

1. Sık Karşılaşılan Ret Gerekçeleri ve Çözüm Yolları

Vazife malullüğü başvuruları, genellikle üç ana gerekçeyle reddedilmektedir: “illiyet bağının kurulamaması”, “maluliyet oranının yetersiz bulunması” veya “kanunda sayılan istisnai hallerden (kusur, intihar vb.) birinin varlığı”. Bu ret kararlarına karşı mücadele, gerekçenin çürütülmesine yönelik delillerin sunulmasıyla mümkündür. Örneğin, illiyet bağı yokluğu gerekçesine karşı görevlendirme yazıları ve tanık beyanları; maluliyet oranının yetersizliği gerekçesine karşı ise daha kapsamlı yeni bir sağlık kurulu raporu veya uzman hekim görüşleri sunularak itiraz edilebilir.

2. Hakem Hastane Süreci: Çelişkili Raporların Giderilmesi ve Kararın Bağlayıcılığı

Hakem hastane süreci, kamuoyunda sıklıkla SGK’nın ret kararına karşı bir itiraz yolu olarak bilinse de, hukuken bu doğru değildir. Hakem hastane mekanizması, başvuru sürecinde sigortalının sunduğu sağlık kurulu raporu ile kurumun sevk ettiği hastaneden alınan rapor arasında bir çelişki olması durumunda devreye giren bir “uyuşmazlık çözüm” yöntemidir. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından belirlenen hakem niteliğindeki bir hastane, kişiyi yeniden muayene eder ve bir karar verir. Hakem hastanenin verdiği bu rapor, çelişen önceki raporlar arasındaki tıbbi uyuşmazlığı nihai olarak çözer ve bu karar kesindir.

3. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'na (YSK) İtiraz

SGK Sağlık Kurulu’nun vazife malullüğü talebini reddetmesi durumunda, başvurulacak ilk ve en önemli idari itiraz mercii Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’dur (YSK). YSK, SGK’dan bağımsız bir yapı olup, dosyayı mevcut tüm tıbbi belgeler ve raporlar üzerinden yeniden inceler. YSK tarafından verilen karar, itirazı değerlendiren idari birim olan SGK için bağlayıcıdır. Yani, YSK başvuruyu kabul ederse, SGK bu karara uymak ve vazife malullüğü aylığını bağlamak zorundadır.

4. Yargı Yolu: İdare Mahkemesi'nde Dava Süreci ve Adli Tıp Kurumu Raporu

Vazife malullüğü sürecindeki en kritik hukuki bilgi, YSK kararının sigortalı için son söz olmadığıdır. Mevzuatta YSK kararlarının “nihai” olduğu belirtilse de, bu nihailik sadece idari başvuru yolları açısından geçerlidir. Anayasal bir hak olan mahkemeye başvurma hakkı çerçevesinde, YSK’nın ret kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde yetkili İdare Mahkemesi’nde “iptal davası” açılabilir.

Dava sürecinde mahkeme, YSK kararı da dahil olmak üzere önceki hiçbir kurumun kararıyla bağlı değildir. Mahkeme, uyuşmazlığın tıbbi boyutunu aydınlatmak amacıyla dosyayı Adli Tıp Kurumu’na veya üniversitelerin ilgili anabilim dallarına göndererek yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep edebilir. Eğer dava sürecinde alınan farklı bilirkişi raporları arasında da bir çelişki ortaya çıkarsa, nihai ve en üst karar mercii Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’dur. Genel Kurul tarafından verilecek rapor, uyuşmazlığı kesin olarak çözer ve mahkeme bu rapora göre hüküm kurar.

5. Davasız Kabul ve Süreç Yönetimi

1. Başvurunun Mahkemeye Gerek Kalmaksızın Kabul Edildiği Durumlar

Vazife malullüğü başvurusunun idari aşamada, herhangi bir hukuki uyuşmazlığa gerek kalmaksızın kabul edilmesi için bazı temel unsurların eksiksiz karşılanması gerekir. Bu unsurlar şunlardır:

  • Olayın Niteliği: Maluliyete neden olan olayın, 5510 sayılı Kanun’un 47. maddesinde kapalı şekilde sayılan vazife malullüğü hallerinden birine şüpheye yer bırakmayacak şekilde girmesi gerekir. Örneğin, görev sırasında trafik kazası, idarece sağlanan servis aracında kaza, görev sırasında silahlı saldırı gibi olaylar bu kapsamdadır.
  • Belge Setinin Tamlığı: İlliyet bağını net bir şekilde kanıtlayan, eksiksiz ve çelişkisiz bir belge setinin (olay yeri tutanağı, idari tahkikat raporu, görevlendirme yazısı, tanık beyanları, ilk müdahale raporu, kesin işlemli sağlık kurulu raporu) başvuruyla birlikte sunulması gerekir. Belgelerde çelişki veya eksiklik olması, başvurunun reddine yol açabilir.
  • İstisnai Hallerin Olmaması: Olayda başvuru sahibinin ağır kusuru, alkol veya yasaklı madde kullanımı, intihar teşebbüsü, kanun ve emirlere aykırı hareket gibi vazife malullüğü statüsünü engelleyen istisnai durumların bulunmaması gerekir.
  • Yetkili Sağlık Kurulu Raporu: SGK tarafından yetkilendirilmiş bir sağlık hizmeti sunucusundan alınmış, maluliyet oranını (%40-49, %50-59, %60 ve üzeri) veya meslekte kazanma gücü kaybını net bir şekilde tespit eden, usulüne uygun ve çelişkisiz bir sağlık kurulu raporunun dosyada bulunması gerekir. Raporun “Sonuç” bölümünde illiyet bağının açıkça kurulmuş olması, başvurunun kabulü için kritik önemdedir.

Tüm bu unsurlar eksiksiz sağlandığında, SGK Sağlık Kurulu başvuruyu doğrudan kabul eder ve vazife malullüğü aylığı bağlanır. Bu durumda başvuru sahibi, dava açmaya gerek kalmadan hakkını elde eder. Ancak uygulamada, belge eksikliği, illiyet bağının net kurulamaması veya tıbbi raporda çelişki olması gibi nedenlerle başvurular sıklıkla reddedilebilmektedir.

2. Süreçte Karşılaşılan Engeller

Vazife malullüğü başvuru süreci, teorik olarak açık ve sistematik görünse de, uygulamada çeşitli engellerle karşılaşmak mümkündür:

  • Kurumlar Arası İletişim Sorunları: Başvuru dosyasının farklı kurumlar arasında (çalışılan kurum, SGK, sağlık hizmeti sunucusu, adli makamlar) dolaşması sırasında bilgi ve belge akışında gecikmeler yaşanabilir.
  • Eksik veya Yanlış Belge Talepleri: Kurumlar bazen mevzuatta olmayan ek belgeler talep edebilir veya başvuru sahibinin sunduğu belgeleri eksik sayabilir. Bu durum süreci uzatır ve başvuru sahibinin hak kaybı yaşamasına neden olabilir.
  • Tıbbi Raporlarda Çelişki: Farklı hastanelerden alınan sağlık kurulu raporları arasında çelişki olması halinde, hakem hastane süreci devreye girer. Ancak hakem hastane uygulaması yalnızca geçici iş göremezlik veya çelişkili raporlar için geçerlidir; sürekli maluliyet kararlarında itiraz mercii YSK’dır.
  • İdari Gecikmeler: SGK veya ilgili kurumların başvuruları zamanında incelememesi, dosyanın uzun süre beklemesi veya eksik inceleme yapılması gibi idari gecikmeler başvuru sahiplerini mağdur edebilir.
  • Hak Kaybı Riski: Başvuru sahiplerinin süreci pasif şekilde takip etmesi, yazılı belge ve dilekçeleri saklamaması, bilgi edinme hakkını kullanmaması gibi nedenlerle hak kaybı yaşanabilir.

Çözüm Önerileri:

  • Başvurunun her aşamasını yazılı olarak takip edin, tüm dilekçelerin ve alınan cevapların tarihli ve imzalı kopyalarını saklayın.
  • Kurumlardan gelen eksik belge taleplerini yazılı olarak isteyin ve cevaplayın.
  • Süreçte gecikme yaşanıyorsa CİMER üzerinden öncelikli inceleme talep edin.
  • e-Devlet ve SGK online sistemlerini düzenli olarak kontrol edin.
  • Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında kurumdan dosyanızın durumu hakkında yazılı bilgi talep edin.

6. Vazife Malulü ve Yakınlarına Sağlanan Haklar

Vazife malullüğü statüsünün tanınması, kişiye ve ailesine çok sayıda mali ve sosyal hak sağlar. Bu haklar, olayın niteliğine ve ilgili kanunlara göre değişiklik gösterebilir. Temel haklar şunlardır:

  1. Mali Haklar

  • Vazife Malullüğü Aylığı: Prim günü şartı aranmadan, maluliyet derecesine göre zamlı olarak bağlanır. Aylık hesaplaması, normal malullük aylığına göre daha avantajlıdır.
  • Nakdi Tazminat: 2330 sayılı Kanun kapsamında, olayın niteliğine göre bir defaya mahsus ödenir. Tutar, en yüksek devlet memuru aylığı esas alınarak hesaplanır.
  • Emekli İkramiyesi ve Ek Ödeme: Vazife malullerine emekli ikramiyesi ödenir. Ayrıca, “tütün ikramiyesi” olarak bilinen ek ödeme de her yıl düzenli olarak yapılır.
  1. Sosyal Haklar

  • Sağlık Hizmetlerinde Katılım Payı Muafiyeti: Vazife malulleri ve bakmakla yükümlü oldukları aile bireyleri için sağlık hizmetlerinde katılım payı alınmaz.
  • Faizsiz Konut Kredisi: SGK ve TOKİ işbirliğiyle faizsiz konut kredisi imkanı sunulur. Hak sahipliği belgesiyle Ziraat Bankası’na başvuru yapılır.
  • Elektrik ve Su İndirimi: İkamet edilen konutta elektrik ve su faturalarında indirim uygulanır.
  • Emlak Vergisi Muafiyeti: Vazife malulleri, ikamet ettikleri konut için emlak vergisinden muaftır.
  • Ücretsiz Seyahat: Şehir içi ve şehirlerarası toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanma hakkı vardır.
  • Eğitim ve Öğretim Yardımı: Çocuklara her yıl düzenli olarak eğitim yardımı ödenir. Ayrıca özel okullarda ücretsiz eğitim ve KYK yurtlarında öncelik hakkı tanınır.
  • Kamuda İstihdam Hakkı: 3713 ve 2330 sayılı kanun kapsamındaki olaylarda, vazife malulünün kendisi, eşi, çocukları veya kardeşlerinden belirli sayıda kişiye kamuda istihdam hakkı tanınır.
  1. Hakların Kapsamı ve Dayanakları

Hakların kapsamı, olayın niteliğine (terör, asayiş, normal vazife), ilgili kanunlara (5510, 2330, 3713) ve başvuru sahibinin durumuna göre değişir. Her hak için başvuru usulü ve gerekli belgeler farklılık gösterebilir. Hak sahipleri, SGK ve ilgili kamu kurumlarının internet sitelerinden güncel başvuru formlarına ve mevzuata ulaşabilir.

7. Sürecin Önemli Aşamaları ve Başvuru Sahipleri İçin Tavsiyeler

Vazife malullüğü süreci, çok katmanlı ve hem hukuki hem de tıbbi uzmanlık gerektiren karmaşık bir yapıya sahiptir. Başarının anahtarı, sürecin en başından itibaren doğru adımların atılmasına bağlıdır. Aşağıda başvuru sahipleri için altın değerinde tavsiyeler yer almaktadır:

  1. Süreci bir maraton olarak görün: Sonuçlanması aylar, bazen yıllar alabilir. Sabırlı ve sistematik ilerleyin.
  2. Her yazışmayı yazılı olarak belgeleyin: Kurumlara verilen tüm dilekçelerin, alınan cevapların, e-posta ve resmi yazıların tarihli ve imzalı kopyalarını mutlaka saklayın.
  3. CİMER’e başvuru yapın: Dosyanın hızlanması için CİMER üzerinden öncelikli inceleme talep edin.
  4. Sağlık kurulu raporunda illiyet bağının açıkça kurulduğundan emin olun: Raporun “Sonuç” bölümünde illiyet bağına dair net bir ifade olmalı, eksikse hastaneden ek yazı talep edin.
  5. YSK aşamasında uzman doktor dinletme hakkınızı kullanın: Yazılı talepte bulunarak belirlediğiniz bir uzman hekimin görüşünü YSK’da dinletebilirsiniz. Unutulmamalı ki bu hak sadece Yüksek Sağlık Kuruluna yapılacak itirazda geçerlidir.
  6. Hakem hastane talebini doğru zamanda kullanın: Sadece çelişkili tıbbi raporlar varsa veya alınan ilk raporda eksik incelenme nedeni ile illiyet bağının kurulamadığını düşünüyorsanız başvurun. Tavsiyem mahkeme yoluna hemen gidilmemeli bu tür itiraz hakları sonuna kadar kullanılmalı.
  7. e-Devlet ve SGK online sistemlerini aktif takip edin: “DYS EVRAK TAKİP ” ve ‘’4/C EMEKLİLİK EVRAK TAKİP’’ sistemlerini sorgulayın, elektronik dilekçe gönderin ve dosya ilerlemesini haftalık kontrol edin.
  8. Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nu etkin kullanın: Kurumdan dosyanızın durumu, eksik belgeler ve işlem aşaması hakkında yazılı bilgi talep edin.
  9. Ret kararına karşı yılmayın: SGK veya YSK’dan gelen ret kararı sürecin sonu değildir. Ret gerekçesini dikkatle inceleyin, yeni delillerle itiraz edin ve gerekirse en son mahkeme yoluna gidin.
  10. Tüm bu adımları uygulayarak süreci daha kontrollü yönetebilir, hak kaybı riskini en aza indirebilir ve vazife malullüğü statüsünün tanınmasını hızlandırabilirsiniz.

VAZİFE MALULLÜĞÜ SÜRECİNDE SIKÇA SORULAN SORULAR

Başvuru için olay yeri tespit tutanağı, ayrıntılı kaza raporu, görevlendirme yazısı/emri, idari tahkikat raporu, ilk müdahale raporu, kesin işlemli sağlık kurulu raporu ve (varsa) nakdi tazminat komisyon kararı gereklidir. Belgelerin eksiksiz ve tutarlı olması başvurunun olumlu sonuçlanması için kritiktir.

Raporlar, SGK tarafından yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucularından (eğitim ve araştırma hastaneleri, devlet üniversite hastaneleri, TSK eğitim hastaneleri) alınmalıdır. Her devlet hastanesi bu raporu düzenleyemez; özel hastanelerden alınan raporlar geçerli değildir.

Vazife malullüğünde maluliyetin görevle bağlantılı olması (illiyet bağı) şarttır, prim günü aranmaz ve haklar daha geniştir. Adi malullükte ise maluliyetin sebebi aranmaz, prim günü şartı vardır ve haklar daha sınırlıdır.

İdarenin SGK’ya bildirim süresi 15 iş günüdür; ancak bu süre hak düşürücü değildir. Süre geçse bile aylık bağlanır, sadece kurum gecikmeden doğan mali yükü idareye rücu edebilir. Kişisel başvuru için yasal süre sınırı yoktur.

SGK Sağlık Kurulu’nun ret kararına karşı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’na (YSK) itiraz edebilirsiniz. YSK ret kararına karşı ise 60 gün içinde yetkili İdare Mahkemesi’nde iptal davası açabilirsiniz.

Hakem hastane, sizin aldığınız sağlık kurulu raporu ile SGK’nın sevk ettiği hastaneden alınan rapor arasında belirgin tıbbi çelişki olduğunda devreye girer. İl Sağlık Müdürlüğü’ne yazılı talepte bulunulur. Vazife malullüğü gibi kalıcı kararlar için itiraz mercii YSK’dır.

Prim şartı aranmadan yüksek oranlı aylık, emekli ikramiyesi, ek ödeme, (olayın niteliğine göre) nakdi tazminat, kamuda istihdam hakkı, faizsiz konut kredisi, sağlık katılım payı muafiyeti, elektrik-su indirimi, emlak vergisi muafiyeti, ücretsiz seyahat ve çocuklara eğitim yardımı gibi haklar tanınır.

Hayır. Kamuda istihdam hakkı yalnızca 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanunu kapsamındaki olaylar için geçerlidir. Standart vazife malulleri bu haktan yararlanamaz.

Tüm yazışmaları yazılı olarak belgeleyin, e-Devlet üzerinden düzenli sorgulama yapın, eksik belgeleri hızla tamamlayın ve gerekirse CİMER’e öncelikli inceleme talebinde bulunun.

Ret gerekçesini dikkatle okuyun, eksik noktaları yeni delillerle (ek sağlık kurulu raporu, uzman görüşü, tanık beyanı) güçlendirin ve YSK’ya itiraz edin. YSK retine karşı 60 gün içinde İdare Mahkemesi’nde dava açabilirsiniz.

Genellikle 6-18 ay sürer. SGK Sağlık Kurulu 3-6 ay, YSK 3-6 ay, dava süreci ise 1-3 yıl arasında değişebilir.

Görev emri, idari tahkikat raporu, olay tutanağı, tanık beyanları ve tıbbi raporlarla ispatlanır. Özellikle bünyesel hastalıklarda “tetikleyici/ağırlaştırıcı etki” tıbbi raporla gösterilmelidir.

Harp malullüğü (3713/2330 kapsamında), terör, savaş, iç güvenlik harekâtı gibi özel durumlarda geçerlidir. Haklar daha geniştir: rütbe terfii, ek zam, nakdi tazminat ve istihdam hakkı artar.

Prim günü aranmaz; genellikle 30 yıl hizmet varsayımıyla hesaplanır. Oran, maluliyet derecesine göre %60-%100 arasında değişir ve zamlı ödenir.

Dul ve yetimlere ölüm aylığı bağlanır. İstihdam hakkı, eğitim yardımı, sağlık muafiyeti ve diğer sosyal haklar devam eder.

Zorunlu değildir ancak karmaşık dosyalarda (bünyesel hastalık, tartışmalı illiyet bağı) önerilir. Özellikle dava aşamasında avukat büyük avantaj sağlar.

Bu aşamada sendikamız ile iletişime geçebilirsiniz. Hukuk ve Mevzuat Komisyonumuza Ulaşabilirsiniz.

Elektronik dilekçe gönderilebilir ancak ilk başvuru genellikle fiziki dilekçe ile yapılır. Takip ve sorgulama için e-Devlet çok yararlıdır.

2330 veya 3713 kapsamına giren olaylarda, vazife malullüğü statüsü tanındıktan sonra bir defaya mahsus ödenir.

  1. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5510&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
  2. 5434 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=5434&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
  3. 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2330&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
  4. 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=3713&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
  5. Maluliyet ve Çalışma Gücü Kaybı Tespiti İşlemleri Yönetmeliği
    28 Eylül 2021 tarihli ve 31612 sayılı Resmi Gazete
    https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/09/20210928-7.htm
  6. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Resmi Web Sitesi – Vazife Malullüğü Rehberleri ve Duyuruları
    https://www.sgk.gov.tr
  7. T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı – Şehit Yakınları ve Gazilere Yönelik Hizmetler
    https://www.aile.gov.tr/sss/sehit-yakinlari-ve-gazilere-yonelik-hizmetler-dairesi-baskanligi/
  8. Danıştay ve Yargıtay Kararları
    (İlgili kararlar için: https://kararlar.uyap.gov.tr veya https://kararlar.yargitay.gov.tr)
  9. İdari Yargılama Usulü Kanunu (2577 sayılı Kanun)
    https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2577&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
  10. SGK Genelgeleri ve Uygulama Talimatları
    (Güncel genelgeler için: https://www.sgk.gov.tr)